(Ocak 2016 tarihinde Uçak Teknisyenleri Dergisi (UTED) Yazarının Sivil Havacılık Genel Müdürü Sayın Bilal Ekşi ile Yaptığı Röportaj…)

UTED: Türkiye’de sivil havacılığın son dönemdeki gelişimiyle ilgili genel bir çerçeve çizer misiniz? (www.uteddergi.com/dergi)

Bilal Ekşi: Türkiye’de sivil havacılığın en önemli mihenk taşı 2005 yılında Genel Müdürlüğümüzün özerk yapıya kavuşmasıdır. Bakanlığa bağlı olmakla beraber kendi özel bütçesi olan bir yapıya 2005 yılında kavuştuk. 5431 Sayılı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun yayınlanmadan önce kurumumuz genel bütçeden pay alıyordu. Dolayısıyla bazı harcamalarını kısıtlı yapmak zorundaydı. Son on yılda kat edilen mesafe küçümsenecek bir mesafe değil. Özellikle istihdam ile ilgili engellerin kalkması işimizi çok kolaylaştırdı. Tüm bunlar genel müdürlüğümüzün daha etkin faaliyet göstermesine yol açtı. Uluslararası standartlara uyum konusunda da önemli adımlar attık. EASA’ya büyük oranda mevzuat olarak uyum sağladık, ICAO’nun da mevzuatına yüzde 88 oranında uyum sağladık. Hedefimiz bunu yüzde 95’ler üzerine çıkarmak. Dolayısıyla kurumsal açıdan önemli bir yere geldik, ama daha da iyileştirmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

UTED: 2005 yılı bir milattır dediniz. Son on yılda da Türk sivil havacılığı “uçuşa geçti” diyebiliriz. Bu özerk yapının oluşturulması, ulaşılan hedeflere ne kadar katkıda bulundu? Ya da bu özerk yapı bu hedeflere ulaşmak için mi oluşturulmuştu?

Bilal Ekşi: Bu birbirini bütünleyen bir vizyon… Aslında havacılığın gelişmesiyle ilgili süreç 2003 yılında başladı. Türkiye’de iç hatlarda liberalizasyon sağlanması, devletin havacılığı vizyoner bir bakış açısıyla desteklemeye başlaması, o zamanki Başbakanımız, şimdiki Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın “havayolu halkın yolu olacaktır” vizyonu ve bu vizyon doğrultusunda politikaları bir bütün olarak sektörü dönüştürdü. Bu politikaların arkasından havaalanlarını iyileştiriyorsunuz, her 100 kilometrede bir havaalanı inşa ediyorsunuz. O yıllarda 26 tane havaalanı vardı, şimdi 55’e çıktı. Dolayısıyla sektör bu kadar büyürken, sektörü denetleyecek Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün de daha etkin hale gelmesi gerekiyordu. Yani 2003’te sektöre yönelik başlatılan vizyonun bir adımı olarak 2005’teki kanun değişikliği oldu.

UTED: Aslında bir kanun değişikliği bu büyüklükteki değişimler için yeterli olmaz.

Bilal Ekşi: Tabii, en önemli noktalardan biri ilgili Bakanın Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’ne destek vermesidir. Sayın Binali Yıldırım, havacılığa gerçekten büyük bir destek vermiştir. Bizi sürekli desteklemesinin yanında motive etmiş ve yönlendirmiştir. “Kurumsal yapınızı geliştirin, daha çok ve daha vasıflı adam alın” diye önümüzü açmıştır.

UTED: Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün hedefleri arasında “reorganizasyon” da var. Bunun nedeni nedir? Genel Müdürlüğü 2023 hedeflerine uygun hale getirmek midir?

Bilal Ekşi: Türkiye’nin 2023 hedefleri, Sivil Havacılığın yeniden biçimlendirmesini gerektiriyor. Bu idari kapasitesinin artırılması demektir. Daha esnek hareket edebilme yeteneğine kavuşması demektir. Bu doğrultuda hem 5431 Sayılı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’da, hem de 2920 Sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu’nda bazı değişikliklerin yapılması için tekliflerimiz var. Bunları da Sayın Bakanımıza arz ettik. Bakanımız da sıcak bakıyor, inşallah yakında bu değişiklikler gerçekleşecek.

UTED: Değişim hiç bitmiyor…

Bilal Ekşi: Çünkü sivil havacılık çok hızlı değişiyor. Görev yetki alanları değişiyor. Yeni konular giriyor. Örneğin bizim açımızdan en yeni konular bölgesel uçak üretme hedefimiz. Bu konuda çalışmalar başlatıldı. Burada üretilecek uçağın sertifikasyonunun yapılması konusu var. Bunun için Genel Müdürlüğümüzde bu kabiliyetin elde edilmesi ve sektörde bu konuda yetkilendirmelerin yapılabilmesi gerekiyor. Mevzuatımızın buna uygun hale gelmesi gerekiyor.

UTED: Amatör havacılık da gelişiyor mu?

Bilal Ekşi: Tabii Türkiye’de bu konu da geliştirilmeli. Aslında bugün gelişen büyük uçak kategorisi, yani havayolları gelişiyor. Uçak sayıları artıyor, teknisyen ve pilot sayıları artıyor. Amatör havacılık yani havacılığın tabanını oluşturan alanda Türkiye’de çok fazla gelişme yok. Geçenlerde İstanbul’da Genel Havacılık Forumu düzenlendi ve bu konular masaya yatırıldı. Bu konudaki gelişme için de esnekliğin artması gerekiyor. Amatör havacıların daha rahat uçabilmesi için hem zihniyetin hem mevzuatın değişmesi lazım.

UTED: 2023 hedeflerinden biri de Türkiye’nin bölgenin uçak bakım üssü haline getirilmesi, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün bu konudaki hazırlıkları nelerdir?

Bilal Ekşi: Bu konuda iki tane vizyon var. Bir tanesi Türkiye’nin havayolunda bölgesel bir aktarma merkezi olması. Bununla beraber bir bakım merkezi haline gelmesi de senkron hedeflerden bir tanesi… Bölgesel aktarma merkezi olması ete kemiğe bürünmeye başladı. Üçüncü havalimanı yapılmaya başlandı. Dün orada bir toplantımız vardı. Hakikaten muazzam bir proje… Havacılık sektöründe çalışan insanların gidip görmesinde fayda var. Şu anda, ilk aşamada olmasına rağmen 1700 tane kamyon, 8 bine yakın insan çalışıyor orada. Bu sayı giderek de artıyor. Tüm o alanlar düzleştiriliyor. Devasa bir proje… 150 milyon kapasiteli bir tesis olacak. Düşünün, Türkiye’de bu yılki yolcu kapasitesi 180 milyon olacak. Siz bir havalimanınızda 150 milyon yolcuya hizmet edebileceksiniz. Dolayısıyla bölgenin aktarma merkezi olma çalışmaları sürüyor ve bu gerçekleşecek. 7 Aralık’ta Avrupa Birliği’nin açıkladığı havacılık strateji belgesinde de Türkiye’ye özel bir önem verilmiş. Bu belgede Türkiye’nin ABD’den sonra Avrupa’ya en çok yolcu getiren ülke olduğu belirtilerek Türkiye’yle bu konuda daha yakın ilişkiler kurulması gerektiği vurgulanıyor. Yakında bize bir anlaşma modeli önerecekler. Bu coğrafyamızın da getirdiği bir imkân… Bakım da, uçakların çokça geldiği yerlerde olur. Uçak bakımıyla ilgili özellikle Sabiha Gökçen’de çok büyük yatırımlar yapıldı. Bu yatırımlar şimdilik kapasitelerinin ancak yüzde 50’sini kullanabiliyorlar. THY HABOM var, MyTechnic var, Turkish Engine Center var, Teknopark kuruluyor. Bu tip yapılanmalar muhakkak üçüncü havalimanında da olacak. Dolayısıyla bu gelişme hedefe koymasanız bile sizi şartların zorlayacağı bir gelecek.

UTED: Bu zorunlulukta kime ne görev düşüyor?

Bilal Ekşi: Hem Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’ne hem de sektöre görev düşüyor. Öncelikle açık söylemek gerekiyor ki sektörün büyürken insan kaynağını da planlaması gerekiyor. Bizim işadamlarımız uçak almayı iyi biliyorlar. Hem de iyi pazarlıklar yapıp güzel fiyatlara alabiliyorlar. Ancak bu uçakları uçuracak pilotları zamanında yetiştirmiyorlar. Bu pilotları Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü yetiştirmez. Genel Müdürlüğümüzün görevi yetiştirilmiş insanın lisansını vermektir. Teknisyenleri de Genel Müdürlüğümüz yetiştirmez. SHGM’nin görevi yetişmiş teknisyenin lisansını vermektir. Buna rağmen biz havayolu şirketlerini pilotlarını yetiştirebilmesi için motive etmeye çalışıyoruz. Havayolları ile uçuş okullarının bir araya gelmeleri için çalışıyoruz. Eğitimi destekleyici çalışmalar yapıyoruz. Örneğin, havayolu şirketlerine “yabancı pilot kotan yüzde 10, ama bunu aşmak istiyorsan bir uçuş okuluyla iş garantili bir anlaşma yap… Bu durumda kotanı aştırabiliriz, diyoruz. Normalde bu tedbirler dünyadaki bir sivil havacılığın görevi kapsamında değildir. Teknisyen konusunda da çalışmalar yapıyoruz. Türkiye’de Milli Eğitim Bakanlığı’na ve üniversitelere bağlı teknisyen yetiştiren okullar var. Biz bunlarla toplantılar yaptık ve okulların bizden SHY-147 yetki belgesi alması gerekir dedik. Bu konuda neler yapabileceğimizi konuşalım dedik. Üniversiteler bu teklifimize pek yanaşmadı. Biz akademik eğitim veriyoruz dediler. Milli Eğitim Bakanlığı ile bir çalışma yaptık. Onlardan 2 okulu tanınan okul statüsüne getirdik. Şirketlerin birer okul sahiplenmesi için çalıştık. Tüm bu çalışmaları görev kapsamımızda olmadığı halde yaptık ve yapıyoruz.

UTED: Yeterli ve yetkin öğretmen sorunu da var…

Bilal Ekşi: Tabii, bu okulların en büyük problemi uçağa dokunan hocaları yok. Bu okullarda teknik öğretmenler müfredata göre kitapta olanı anlatıyorlar ama uçağa dokunmamışlar. UTED gibi dernekleri de bu konu da teşvik ettik. Bir sosyal sorumluluk projesi olarak emekli teknisyenlerin bu okullara eğitim desteği vermesi konusunda çalışılabilir. Emekli olup eve çekileceğine, hem hayattan, hem de meslekten kopmamış olurlar, diye düşünüyoruz. Bu tip faaliyetlerin başlaması gerekiyor. Ama ezcümle bizim yaptığımız motivasyonla sınırlı. Biz mevzuatla şu şirket şurayı destekleyecek diyemeyiz.

UTED: Okullarda kalitenin artması oluşacak teknisyen açığı yönünden de önemli…

Bilal Ekşi: 2023’te daha fazla teknisyene ihtiyacımız olacak. Hatta Boing’in bir çalışması önümüzdeki 20 yıl içerisinde 600 bin ilave teknisyene ihtiyaç olduğunu gösterdi. Bu rakam dünya için, ancak şu anda havacılığın en hızlı büyüdüğü ülke Türkiye. Hatta bugünden ülkeler birbirinden teknisyen transfer etmeye başladı. Türkiye’den da bazı teknisyenler yüksek ücretlerle Ortadoğu ülkelerine gitmeye başladılar. Dolayısıyla Türkiye’de daha fazla teknisyen yetiştirilmesi lazım… Aslında 11 tane okul yeter de artar. Ancak bu 11 okuldan yeterli kalitede mezun veriyor mu? Aslında okulların teknik kapasitesi yeterli… Devlet alet edevatını almış. Biz birçok okula gittiğimizde alınmış olan “tool”ların kutularının bile açılmadan dolaplarda saklandığını görüyoruz. Çünkü onları kullanacak adam yok.

UTED: Belki de öğretmenlerin eğitilmesi gerekir…

Bilal Ekşi: Örneğin Türk Hava Yolları, Bağcılar Meslek ve Teknik Anadolu Lisesi’ni destekledi. Mühendisler gidip orada ders verdiler. Bu projeden güzel sonuçlar alındı. Okuldaki öğretmenler THY seminerlerine katılabilir. Ancak teknisyen eğitimiyle ilgili bir başka sorun da mezunların sektörde çalışmaması. Biz ülkemizdeki iki okulu tanınan okul statüsünde yetkilendirdik. Biri Bağcılar Meslek ve Teknik Anadolu Lisesi, diğeri Eskişehir Sabiha Gökçen Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi… Bu okulların hocalarıyla yaptığımız görüşmelerden öğrendiğimize göre okullardan mezun olan öğrencilerin sektörde çalışma oranı yüzde 5-10 civarında. Bu okullardaki çocuklar, okuldan sonra üniversiteye girip başka alanlara gidiyorlar.

UTED: Nedenini biliyorlar mı?

Bilal Ekşi: Çocuklar havacılığı bilmiyor ki… Bir de aileler çocuklarının teknisyenden ziyade mühendis, doktor gibi etiketli meslekleri yapmalarını istiyorlar. Aslında üniversiteyi bitirip mühendis olsa, belki teknisyenin aldığı maaşı alamayacak. Belki UTED’in mesleği sevdirme konusunda çalışmaları olabilir.

UTED: 2023 yılındaki teknisyen ihtiyacı belli mi?

Bilal Ekşi: Nümerik bir değer analizi yapılmadı. Şu anda bizden lisans almış 5700’e yakın teknisyenimiz var. Bunların 3800 civarı aktif lisanslı… Şu anda havayollarının kullandığı 99 ve üstü koltuk sayılı uçak sayımız 450. Bu sayının 2013’te 750’yi aşacağı varsayılıyor. Yani uçak sayımız yaklaşık iki katına çıkacak. Demek ki bizim en azından kendi uçak filomuza bakabilmemiz için şu andakinin iki katı kadar teknisyene sahip olmamız gerekiyor.

UTED: Şu anda da teknisyen sayısında sıkıntı yok mu?

Bilal Ekşi: Aslında lisanslı teknisyen sayımızda, onaylayıcı teknisyen sayımızda sıkıntı var. Dediğim gibi bu sektördeki şirketlerin planlama eksiğinden kaynaklanıyor. Sektördeki bir yöneticinin ifadesiyle söyleyeyim: “Biz para verdik, uçak aldık, para verdik hangar yaptık. Sonra bir baktık bunları uçuracak pilotumuz yokmuş. Yabancı pilot aldık. Sonra bir baktık bunlara bakım yaptıracak teknisyenimiz yokmuş. Şimdi kara kara düşünüyoruz, ne yapacağız diye…” Bazı şirketlerin şu anda yabancı teknisyen çalıştırma talepleri var. Bu talebe karşılık, “biz bundan utanırız” dedik. Bunun yapılmaması lazım. O yüzden bir an önce şirketlerin okulları desteklemesi gerekiyor. Bence ciddi bir destek olsa çok hızlı bir şekilde durum değişir. Örneğin şirketler okul mezunlarına iş garantisi verseler, ailelerin tutumu da değişecektir. Ben bilsem ki benim oğlum, filan hava yolu şirketinde, şu kadar parayla işe başlayacak. Üstelik 18 yaşında… Ben çocuğumu veririm. Özellikle onaylayıcı personel olduğunda Türkiye standartlarının çok üzerinde maaş alıyorlar. Bunu çocuklara da ailelere de anlatmak lazım.

UTED: Kanun tekliflerinden bahsetmiştiniz. Neler önerdiniz?

Bilal Ekşi: Örneğin eğitimle ilgili, bütçemizin bir kısmını devlet okullarına proje karşılığı bağışlayabileceğimiz bir sistem olacak. Bütçemizi dışarıya verebilmemiz için kanunda değişiklik olması lazım. Yeter ki okullar daha iyi bir noktaya gelsinler. Ama sektöre mesajım, herkesin elini taşın altına koyması gerekir. STK’lar maddi destek veremez ama bilgi, birikimini aktarır. Şirketler bütçelerinin belli bir miktarını eğitime ayırabilirler, okullara mühendis ve teknisyenlerini gönderebilirler. Sektör elbirliği ile çalıştığında çözülemeyecek sorun yoktur.

UTED: Genel Müdürlük sektördeki şirket yöneticileri ile bilgi paylaşıyor, bu bilgiler sektör çalışanlarına maalesef dönüşerek geliyor. Özellikle tecrübe kayıtları ile ilgili çalışanlara aktarılan bilgilerde tutarsızlıklar mevcut. UTED olarak, SHGM yetkililerini ve sektör çalışanlarını buluşturmak ve arkadaşlarımızın ilk ağızdan sorunlarını ilgililere aktarabilecek ortamlar oluşturmak istiyoruz.

Bilal Ekşi: Biz sivil toplum kuruluşlarının kendi konularıyla ilgili gelişmelerini isteriz. Bu doğrultuda da destekleriz. Her türlü işbirliğine de açığız. Biz de eleştiriye açığız. Bir şeyleri nasıl daha iyi yapabileceğimize dair öneriler getirirseniz memnuniyetle karşılarız.

UTED: Son olarak Uçak Teknisyenlerine bir mesajınız var mı?

Bilal Ekşi: Havacılık bir etik işi… Doğru işi, doğru zamanda ve doğru prosedüre göre yapmak lazım. Havacılık kitaba göre yapılan bir meslektir. Kitap ne diyorsa onun yapılması lazım. Kitaptan daha iyi bir çözüm olduğunu düşünüyorsanız bile yine kitaba göre yapıp, konuyla ilgili önerinizi getirmeniz gerekir. Otoritelerin öneriyi kabul etmesinden sonra uygulanması gerekiyor. Bir önemli nokta da uçak teknisyenliğinde mühür namustur. O mühürü bastığınız zaman namusunuzla o işi yaptığınız ya da yapmadığınız anlamına gelir. Dolayısıyla Türkiye’de namus neyi ifade ediyorsa, bizim açımızdan da teknisyenlerin attığı imza, bastığı mühür onu ifade ediyor. Uçuş emniyetinin temeli etik davranışa önem vermektir. Çünkü siz binlerce iş yapıyorsunuz. O anda sizi vicdanınızdan başka denetleyen de yoktur. Vicdanınız her zaman sizinle beraber. Özellikle 1970’lerden sonra uçak kazalarında iki faktör öne çıkmaya başladı. Bir pilotaj hatası, iki teknisyenbakım hatası… Eskiden uçaklar teknik kapasitelerinin yetersizliği dolayısıyla düşerlerdi. Teknolojideki gelişmelerle bu konudaki hemen hemen tüm kusurlar giderildi. Şu anda insan kaynaklı hatalar öne çıktı. Kısaca, kitapta ne yazıyorsa onu yap, yaptığını da yaz… İngilizcelerini geliştirmelerini, bilgilerini geliştirmelerini, kendilerini güncel tutmalarını ve kurallara uymalarını istiyoruz. Eski tip teknisyenlik bitti artık… Bu güzel mesleği güzel bir şekilde yapmak lazım… Ben UTED’e de teşekkür ediyorum. Nihayetinde bir işi en iyi bilen o işi yapandır. Dolayısıyla teknisyenlik işini de bizzat uçağa dokunan insanlar bilir. Onlardan sivil havacılık olarak öğreneceğimiz çok şey vardır. Onların da mevzuat açısından, denetleme açısından bizi daha iyi anlamalarında fayda var. Aramızdaki sinerjinin Türkiye’ye kazandıracağı çok şey var diye düşünüyorum. Bu görüşme için de teşekkür ediyorum.

UTED: Biz de teşekkür ederiz…

 (Kaynak: www.uteddergi.com)

Bir Yorum Yazın